Deneme ve şiir yazmak, etkinlik üretmek, organizasyonda yer almak. Bu üçü ayrı meslekler gibi durur. Oysa bir sanat markasında sık sık aynı insanda toplanırlar. Çünkü sahne kurulmadan metin duyulmaz; metin yoksa sahnenin içi boştur.
Spor, felsefe ve psikoloji — genç bir yazarın masasında duran üç kitap gibi. Beden, düşünce, iç dünya. Yazı bu üçünden birine yaslanınca cılız kalır; üçünü birden görünce çoğalır.
Artistic Dergi’nin genç kadrosu bir staj vitrini değil, üretim hattıdır. Editörler metni taşır, tasarımcılar görür, organizasyon ekibi insanları bir araya getirir. Portre yazmak da bu hattın parçasıdır: kim bu işi yapıyor, neden, hangi şehirden.
Enerji ve konuşkanlık küçümsenmesin. Topluluk sessiz bir arşivle büyümez. Biri masayı kurar, biri mikrofonu açar, biri davet metnini yazar. Bu yazı o sıradan, görünmeyen işe bir isim vermek içindir.
Genç sanatçı olmak, “ileride” diye ertelenen bir hal değildir. Sayı üç basıldığında da, beş çevrildiğinde de iş şimdidir. Portre burada, şimdi durur.